Home revue || dergi || review écrit kerem toker, selçuk yamen ve “iskemle ya da…”

kerem toker, selçuk yamen ve “iskemle ya da…”

14
0
ilk bu şiirle haberim olmuştu selçuk yamen’in varlığından. ekşi sözlükten bir arkadaş yollamıştı yıllar önce. sonra merak edip bakmıştım başka ne yazmış etmiş diye. iyi yazıyor. bence bu şiir turgut uyar esintisi (özentisi değil) taşıyor usulca. ve çok fazla iyi.


tabii sonra unuttum şiiri de şairini de. ta ki başıbozuk’la ilgilenmeye başlayana kadar. yıllar sonra tekrar dergide rastladım adına, yazdıklarına. “göçmüş kediler bahçesi”yle ilgili bir yazısını okumuştum da çok sevmiştim. hiç unutmam onu.


asıl mevzu şu: bugün kerem toker’in facebook sayfasında bu şiirle ilgili bir değerlendirme okudum (ilginçtir ki ilk kez bakıyorum onun sayfasına da.) “sen mavi giyin ben denizi unuturum” dizesi şiirin girişinde ve hatta şiirin ismi bu olarak da geçiyor bazı yerlerde. kerem toker’in değerlendirmesi sadece bu dizeyle ilgili ki bence şiirin en zayıf halkası bu dize. hatta arabesk bile gelebilir kimilerine. misal ben o şiiri okurken o dizenin altını çizmezdim. kötü demiyorum bak. değil. toker o dizeden yola çıkarak ve sadece onun etrafında dolanarak güzel bir değerlendirme yapmış. gerçekten güzel. belli ki aklına tek bir dize takılmış ve sadece onun anlamı üzerinde düşünmüş. okudum ve sonra dedim ki kendi kendime, acaba selçuk yamen gerçekten o hissiyat içinde miydi o dizeyi yazarken? yani şairinin ne düşündüğünü merak ettim. ne bileyim maviyle gökyüzünü değil de denizi ilişkilendirmesi sahiden de o derinlik/tuz/acı/vurgun/risk gibi sadece denize (ve dolaylı olarak kadına) has özellikler miydi? kerem toker kendince bir çıkarım yapmış (belki de tam üstüne basmış, bilemiyoruz) ya da kendi düşlediği gibi yorumlamış o dizeyi. ben başka yorumlarım belki. bir başkası daha başka biçimde.

bana kalırsa kerem toker bir dizeden hareketle başka bir şiir yazmış ya da düşlemiş. ama hep böyle değil mi ki zaten? okuduğumuz her şiiri kendi özelimizde değerlendirip, yaşadıklarımız kadarını dönüştürebiliyoruz ancak. şairinin kastıyla bizim çıkarımımız örtüşmüyor bazen. belki de bu yüzden bir şiir yazılıp paylaşıldıktan sonra failinden çok okuyucuya ait oluyor. çünkü bir şiir tam da o noktadan sonra okuyanın düş gücüyle anlamca çoğalıyor. şiiri ve şairi zenginleştiren bir şey bu bence.

dediğim gibi benim merak ettiğim asıl şairinin ne düşündüğü? ki zaman zaman bir dizeyi kendimce anlamlandırırken merak ederim acaba şairi de bunu mu demek istemiştir diye. edip cansever’e de ne çok şey sormak isterdim misal, turgut uyar’a da.

evet, bugünkü konumuz mavi ve serbest çağrışımdı. turgut uyar’ın da dediği gibi “bir maviyi durup dururken birine benzetiyorum.”

tabii bir de şu vardı: “şiiri yazanlar vardır, şiiri yazılanlar… bir de şiiri yaşayanlar…” aslolan bu sanırım.

şiire sardım yine.