boğuk bir dalgadır önce
sade keskin duyumlu hayvanlar işitir
yokuş aşağı dik parklardan sesini
ona doğru koşarlar:
olanca kulakları, kuyrukları, korkunç sezgileri
ve tükenip yarı yolda hevesleri
yatırıp kulaklarını geri dönerler
bir sofra kurulur karpuz vakti balkona
öğrenci dersini bırakır, gelir oturur
emekli neyi sayıyorsa içinden, susar oturur
çocuklar – en olmayacak şekilde
ve kadınlar gelir, düzeni kurar, oturur
tebessümler arasında oturmaz bir şey
bir koku kısa aralıklarla duyulur
biri bilir, adını koyar ama unutulur
aylar, mevsimler biraz da böyle geçer
yaz sonunda bir akşam
amaçsız bir karasinek
ansızın ona dokunur
adı konulmuş, silinip unutulmuş, yemekler yenmiş
ince gövdesi ve kocaman gölgesiyle
bir yere gitmez, hiç anılmasa, duyulur
eylül 2012


