“geçilmesi yasak çizgisindeyim
şehrin mahşerine saplanmış metronun
çelik, parlak, gamlı raylarında
gençliğime asılmış suretimi arıyorum”
Orada hiç değildim ve daha önce de hiç bulunmadığımın farkındaydım. Üstelik yalnız değildim, beraberdik. Çağına tanıklık eden bir ademin, yerleşik yaşama başladığı yerde olduğumu söyleyenler oldu. Gri inşaatlar, dev kamyonlar, modern bakışlar ve uğultu, hepsi düğümlenmişti birbirine. Ağzına kadar güzel nesnelerle dolmuş mezarlıklar vardı. Bunlar ışıklı ve kurallı devasa yapılardı. İlk zamanlar o kurallara uymakta güçlük çektiğimi söyleyebilirim. Penceresiz odalarda içime çektiğim pis havaya biçim vermeye çalışıyordum. Oysa ben burnumda fesleğen kokusu getirmiştim. Gördüğüm her şey unutulmuş bir müze envanteri gibi tozlanmıştı ellerimde. Getirdiğim meyve bahçelerini asansör boşluğuna gizlemeye çalıştım. Güvenlik kamerasının olan biteni kaydettiğini henüz bilmiyordum. Çünkü buralı değildim.
Hiç olmadığım yere uyum sağlamak için önce burslu cinayet eğitimi aldım. Sonra hayat standardı ve düşler için birinci hamur yapraklardan imal edilmiş mümkün olan en derin ufukları biriktirmeye başladım. Daha çok sermaye, daha çok teknoloji, daha çok verimlilik için doğal bir afetmişçesine tatlı tatlı dövmeye başladım kalbimi. Kalkınmak için önümdeki mutluluk engellerini kaldırmam gerekiyordu. Temel duygu faktörleri olan aşkı ve düşü ektim, gübreledim, suladım, ilaçladım ve hasat ettim. Rekolte inanılmazdı.
Elde ettiğim bütün duyguları tek tek kodladım. Ben olamayanı benmiş gibi yorumlamaya başladım. Ezberlediğim her şeyi güvenlik kamerasının kaydetiğini öğrenince bir gece bütün kayıtları gizlice sildim. Artık soylu mezarlıklar içinde daha rahat davranabiliyordum. Kodladığım duyguların kitle iletişim araçlarında bol bol reklamını yaptım. İnanılması güç ama şu ana kadar hep beraberdik, hiç ayrılmadık. Kitlenin bir köşesine sımsıkı yapışmıştım ve üzerime yapışanlar çoğaldıkça daha da içeri gömülüyordum.
Geldiğim yeri temsil eden ne varsa hepsini ustaca öldürdüm. İçimdeki fesleğenleri imha ettim. Bundan böyle hamakat nişanına ben de adayım.
27.06.2011, Beylikdüzü


