Home revue || dergi || review écrit okuyan toplum -II-

okuyan toplum -II-

7
0
Konuşmak yerine mesaj çeken her on kişiden 6’sı bunu en çok, ciddi şeyler söylediğinde dinlenilmediği hissine kapıldığından yapıyormuş. Ya da saygı gören bazı yazarları ve yazdıklarını ele alalım: Cioran, “Çürümenin Kitabı”ndan; Dostoyevski, “Yeraltı Adamı”ndan, Orhan Pamuk “Saf ve Düşünceli Romancı”dan rastgele 20 şer sayfayı, televizyonda yahut derslikte değil ama, baş başa bir akşam yemeğinde şimdiki has okuruna harfiyen serdedeydi, haklarında ne düşünülürdü ki?
“detaycı ve kıl ?”, “sorunlu ?”, “neyin peşinde.. ? “, ” neyin kafası…?”, “ukte dolması”…
Yazışmanın ya da yazılı olanın “kişileri aradan çıkarmak” gibi kişisel riskleri ve kendi türünden duyulan usantıyı bertaraf eden tuhaf bir yanı olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz böylece. Yani yazı pek çok bakımdan altın çağını yaşıyor, bizleri en güvenli bir şekilde temsil ediyor. Simge-sel anlamını hiç bu kadar bulmamıştı ve giderek daha fazla okuyan toplumlar hâline geleceğiz, bu kesin.