kasnağı kırılınca günün
köz kül dağıldı öğle
ikindi karmakarışık
kapıda kaldı dünün ödünç parmakları
eksiden çıkan artı
hiçbir yarına yakışmadı
iki geldi
iki gitti
yerini belli etmeden durdu
bağırda iki koca çatlak
ok ile yay arasına kuşku girince ne olursa
o oldu işte
senem buğu ile konuştu
kaç dili varsa
bilen yok artık
durdu göl dili konuştu
silinmezdi artık
kayayı kazısan o
kök sözler dondu darmadağın ağzında
bilinemeyendi su
kardan kutuda alevden bir sözlük
açtı ona ağladı
erdemini çaldırmış gökten kapaksız yere
eriyik bir nergiz düşse
dökülen
sevmenin ağulu gizidir
öyle bildim ben de
Şenol Gürel
iç. Evrensel Kültür, S. 236 / Ağustos 2011
