yalnızca seninle değil
kolların ve bacaklarınla
yürüyüp bana gelmiş hangi yollardan
tüm yaşlarımla da
bir’den itibaren
gözyaşlarım hariç değil
bir balkonda oturup susmasıyla iki kişinin
ayrı ayrı şeyler anlayıp manzaradan
yağmur kesilir ya birden – işte onunla
uyurken duymadığım seslerle
kulağımın eşiğinden dönen
ve başımla yüreğim arasında
koşturan heyecanımı
kanla kanla kanla
yoğurt mu seviyorsun, o da bizimle
çiçek mi kokladık, kaşınır sabaha dek burnumuzun içinde
elinden tuttuğun insanlarınla
toprağa gömdüğün ölülerinle
bugün gözüne ilkin çalınan köşesiyle dolabın
söyleyip işittiremediğinle bir sözü
bir tek benim güldüğüm bir fıkrayla
yorgun kafalarının içinde
hep aynı dert cirit atan adamlarla
sıcakta pardösülü eşarplı kadınlarla
aynadaki yüzüyle dikkat kesilmiş şoförün
aynaya asılı tespihle
terinle terinle terinle
alın terinle de
gözlerine yansıyan ağaçlarla
yansır gibi yağmurdan sonra bulutlar suya
o ağaçlara konan kuşlar
o sularda yüzen balıklarla
okurken kıpırdanan düşünceyle
arasında gözlükle kaşın
bir milim gelişmesiyle her kitapta insanın
bir dilin unutulmuş güzel kelimeleriyle
bildiğim bir şeyi bir de senden dinlemekle
giyinip soyunduğumuz yamalı kederler
terziye biçtirdiğimiz yepyeni sevinçlerle
götürüşünle elini alnına bir öğle vakti
bu hiç bitmez hiç bitmeyecek sözlerle
bizimle ve bizden sonra
sevişmek olduğu için
bu sevişmek güzeldir
haziran 2008 / kasım 2013


