Home revue || dergi || review écrit uçurum

uçurum

36
0

Ben seni düşündükçe kaç uçurum olurum

Ellerim büyülenir, kalem tutan ellerim

Dem gelir zihnindeki tortuları elerim

Dem gelir gözlerinin ağına kurulurum

 

Kurulurum , bir tetik düşmeye âmâdedir

Hazır sunar o namlu nefse tek kurşun, evet

Dâima önde duran bitimsiz istikâmet

Barutun ıslaklığı yağmurdan mıdır, nedir?

 

Yağmurdan mıdır kirpik ucunda savsaklanan

Tuz yükü mâi keder düştü düşecek derken

Çoğu geç kalmışlığın aslında ne çok erken

Ne çok çocuk düşlerin arkasına saklanan

 

Savsaklanıp saklanan körebe oynamak var

Elim sende gönlüm yok vermeye  bu yılgını

Sarsarak uyandırsam ta diplerden algını

Yıkılır mı aklında aşk’a set çeken duvar

 

Duvar,taş taş örülse yetim kaybedişlere

Boğazlansa bir oğlan, el ver Hızır, dardayım

Gemi mecrûh, oysa ben bir mermer duvardayım

Bir mermer kan oluyor oluk oluk dişlere

 

Oluk oluk diş döküp ağzımdan ellerine

Damağın kuytusundan kaç kelime kusardım.

Sabır mı tevekkül mü, bilmem ama susardım.

Girseydim kör dehlize sende, senin yerine.

 

Sende senin seninken kıvırılıp uyuklardım

Dibi delik bir terlik gibi ayak ucunda

Baş koyup ter silerek o işlek avucunda

Düştüğüm uçurumun dibini sayıklardım.

 

Nedeni yok besbelli sorular hep askıda

Sormuyorum hesâbı kesilmiş hükümleri

Liğme liğme edilmiş anların dökümleri

Hiç hükmü bestelenmiş hüznü hüzzam şarkıda

 

Hüzzamdır ve ne gamdır uyuyan uçurumun

Ucunda elimi tut, düşme ve ayakta kal.

Hepsi bir düş, hezeyan yaşanmamış çok hayâl

İçinde,tâ içinde büyüyen uçurumun.

 

 

Kaç uçurum olurum ben seni düşündükçe

Tetik düşer, kör kurşun saplanır tam alnıma

Dökülür sanrıların tutam tutam alnıma

İçinden hüzün geçen seslere döküldükçe.

 

Dökülüyoruz Hızır, el ver yolumu akla

Taş koy, kum dök örtülsün üzeri uçurumun

Anla ki ne zamanı, ne yeri uçurumun

Düştüğümüz gereksiz serseri uçurumun

Üstünü ört, su ver ve lütfen kabımı sakla

Ben uçurum olayım, sen kalıbımı sakla.