devrildi hokka, gök karardı
kara gemiler yüzdürüyor bulutlarda ahmed arif
günlerdir yanık karanfiller sağanağında
vardım eni sonu köprüsüne, köprü sallandı:
altımda, yeşil tılsımlarla su köpürmedeydi
şair kadınların yakalarından kara dantelalarla
duruyordu ahmed arif, bir eli memesini okşayıp göğün
bir ayağı akarsuların en derin anaforlarında
başım döndü, tutundum sonsuzluğun çıplak etine
gözümü açtım: nerede o ahmedî nehir, nerede o kara yalım
ama havada biraz haşhaş biraz marihuana
şimdi ormanları ve dereleriyle kuruyan dünya
göç yollarında susuz göllere şaşkın kırlangıçları
ve adları sevgililerin, tüm sevda takılarıyla
ahmedî bir azap çevreyi çığlıklarla dolandı
ve sevda kılıç kuşandı
vardı tüm sönmüş yıldızlarda yaktı ateş
vardı aksak kuşların önüne tas tas su koydu
vardı özletti kasım’ı, sobayı, soğuk evlerin dost sıcağını
vardı bin yıl susana sundu bir fincan dumanlı kahve
vardı getirdi genç atların nefesini, saldı gecemizin içine
is kokulu bir mevsim dolaşıyor
ve sıcak ekmek gibi aşk çekiyor insanın canı
ankara’nın perişan mahallelerinde
devrildi hokka, gök ışıl ışıl karardı
ekim 2013


