evvel zaman içinde bir yüzüm vardı, şimdi hiç
taş sektirilmiş göl gibi dalgalanırdı camlarda
gülerdi, unuttuğu zamanlarda karanlık şatoları
arka bahçeme açılan taç kapısıydı
ilk yüzüm kararırdı,
kararınca su ve güller
gözlerim aynı camdan bakıyor ışık kuşanışına dalların
aynı saatinde güzün boşanıyor göğün zemberekleri
ama, diyor çakıl, çakıllar içinde bir başına
fakat, diyor kelebek, kanadı delik
şimdi, diyor kadın, elinde bir avuç bebe
şimdi gölgelerden yürüyeceksin
denenmiş tüm otları zehrin, denenmiş tüm şifa otları
süzülüp solgun tülbentlerden ve eleğinden sabrın
o taşlar, o kelebekler, o kadın
eski bir yüzleri vardı şimdi hiç
ekim 2013


