* Bellek, arzunun yarım kalmışlığı sürecinde ikiye bölünerek kendini koruma altına alan, bölünen parçalardan birine ‘gerçek’ ve diğerine ‘düş’ adını verebileceğimiz en arkaik nefeslerden biri. İşte gerçek çatışma, o nefesi aldığınızda hatırladıklarınızla verdiğinizde unuttuklarınız arasında yaşanıyor çoğu zaman.
* Hayatımdaki kadınlar, verdiğim nefesin yitik yüzleridir.
* Nostaljiden doğan ‘keder’ ve nostaljik olana dönüş arzusu, kendi içinde, kökü ‘melankoli’ olan patolojik bir enerji taşır. Bu enerjinin tıpkı Bergman filmleri gibi çırpınmalı bir enerji olmaktan uzak, kontrollü ve soğuk bir duyguya eşlik ettiğini söylemeliyim.
* Keder ve devrim ters kasları çalıştırır.
* Öptüğümüz şey, öpüşün kendisi kadar yarımdır.
* Libidinal acının vücuda gelebilmesi için acıyı üreten emekçi celladın ‘planlı’ çalışmasına gereksinim duyulur. Bu da kolektif bir masa başı uğraşısını beraberinde getirir. Uğraşı masa başı olmalıdır çünkü ‘libidinal acı’, emosyonel olduğu kadar kuramsaldır da.
* Gen teknolojisi, özenle beslediğim ‘cinsel sapkınlıklar’ dünyasının kapısından giremez.
* Arzu sınısız mıdır?
* Eluard’ı pek sevmesem de ‘Capitale de le Bonheur’ imge zenginliği açısından önemli bir yerde durur benim için.


