hep sorular sordun cevaplar bekledin
sapa yollarda yürüdün yanlış yerlere vardın
gözlerinde kedi sıcağı
uzun ve maceralı gecelere hazır
bekledin görünmez çıplaklığınla
sen hep böylesin; bedeninle küs
dilin dokunuşunda huysuz
ıslak bir öpüşme
otomobilin ön koltuğunda zorladığın aşk
suyun altında gülerken
sabaha ulaşan yorgunluk
neyse ki kendine yetiyorsun yalnızlığında
acıtsa da canını, deniyorsun hayatı
sıyırıp kırmızı elbiseni
tenin yol açıyor hazza
kalçanda bir akrep dövmesi, kırbaç izleri
bulanmış toprağa ve kuma
tüm geceler aynı kapıya çıkıyor
boş kadehler, izmarit dolu küllük
akşamdan kalma sızı
o kirlilik duygusu
ve tanımsız içağrısı
dengede kalmak ve kendine kıymamak için
yıkanıp paklanmak, toparlanmak
o hep tazelenen
yeniden deneme arzusu
