kollarını dört açmış okyanusa koşan insan
birkaç serpintiyle dönecek yüzünde, suyun verebilecekleri içinden.
bazen sarı bir tül dolayacak, alnını güneş gibi saran
ama renkler ancak kendini parlar, başka renklerden uzak.
bir yurdun sılası, her zaman yıkık köy köprülerinin,
kasaba damlarının, altın elli kadınların gurbeti olarak…
insan ne zaman daldırsa avuçlarını derin derin sulara
parmaklarının arasından kayıp gidecek ışıl ışıl inciler
bundandır hiç yaşamamış gibi gelecek destanlar dahi yaşasa.
bir dalı tuttuğunda bırakacak başka dalları
bir şarkı söylese yaban ezgileri susacak
bir söze ikrar etti mi inkar edecek bir sözü
binince bir trene başka trenleri kaçıracak
bir dili ezber edince unutacak diğer dilleri
bir hayat yaşanınca ölünecek diğerleri
böyle biline, ey kollarını açmış okyanusa koşan insan
aralık 2012


