şimdilik inanır görünmem bu oyuna senin için
yoksa bir an durup bakardım yüzüne masadakilerin
bir seyrek sakallı, elbet
bir kovboy şapkalı, tabii
beş yüzüklü el, yo
beni alıkoymak isterlerdi muhakkak
aldanırdım da belki otel odalarına dünyanın
küpelere, tül elbiselere, yumuşak şapkalara
elbet morarırdı dağlar akşam eve dönerken
çağırırdı eylülde barlar
çok ışıksız
bol dumanlı
köri soslu
beni ünlerlerdi boyuna mutlak
aldanırdım da belki üçüncü kadehlere
bayat fıstıklara, kötü müziğe, buruşuk peçetelere
zor gelirdi bir günün başlamaya meylettiği saat
bulaşıklar kirini, çamaşırlar kokusunu söylerdi
alayım, alayım diye içime yaşamı
ezik ten kokusu, ha
yalnızlık çanı, susmaz
bir tas çorba, yo
beni doyurmak isterdi muhakkak
doyardım da belki, elimden büyük şeyler gelmezdi
günlere, aylara, mevsimleri, yılları
şimdilik inanır görüneyim derdim sokağa, seni unutan
şimdilik ben de sayabilirim birden on bire kadar
şimdilik evren, süpernova, kırlangıçlar
şimdilik varım oyunlara
şimdilik sesim şu kadar
ve sonunda
giderdim
olmadığın
dünyadan
ekim 2013


