Akşamdan sitemliydik kuzum, bizi zaman aldattı
Münkir münasebetsizliklerin haddine değildi bu
Konuşup Leyla gibi sitemkâr, sonra Mecnun’u izleyecek
Sevgili dediğin kaçamak buluşmalarda bir göz parıltı
Oturup şakıdı mı şöyle hanım hanımcık, pembe, ürkek
Belki bizi tebessüm miktarı Leyla’nın intizarı bozdu.
Yok, aslında sen iyiydin, içime Mecnun doldu
Çöl avuntusu anılar, hem Leyla’nın mazereti
Bir de cancağzım; o ne biçim ayrılıklar
Mecnun ayaklanışı sayılar Leyla’ya doğru
Dönüp çok’ta bir gibi hep kesreti sayıklar
Ondan dokuza sekiz, sıralı ve eğreti
Göze gelince göğün şakacı terennümü
Yediden altıya beş kere dört var
Ah, anlamadan şathiyye’ye kayıyorsa eni konu
Üçün ikisini terk ile buluyorsa bir görünümü
Her dem yeni bir oyukta yuvalar, aşk bu
Aşk bu; mecaza yüklenmiş binbir dert var
İnsaf; Leyla’da bir görünüp kaybolan dedikodu
Akşam akşam sırası mı beklemenin
Ben rüzgara eserim, yağmurla yapraklar cilveleşir
Ne ağlaması canım! Hep yalan, dedikodu
Gözüme aşk kaçtı biraz, kirpiklerime şiir
Gibi hüznü rimelleyip sinsi sürüklemenin
Ana rahminde bekleyen ılık yeni ceninler
Çoğu bir’e devşirir, Mecnun Leyla’yı aşka
Yakışmaz silip leyl-i mehcuru, göz koymak Kays’a
Kime söyleyecek cahile saf aşkı, kim dinler
Üç harfle beş nokta olup olacağı oysa…
Mevzu Leyla değil, akşamlar başka.



