dağılmış bir konu gibi duruyorum
incir ağacının gölgesinde
belimde tabanca
ırmak şahidim
içimde sızlanan bir sudur ölüm
ve devrim kalbimde
kalbimde sararan bir tırnaktır
hiç bu kadar çiçeklisini
düşünmemiştim acının
ekmeğe karşı
deneyimsiz bir kuş gibi
bütün kelimelerin içinden geçerek
rüzgarla yetinmeyi öğreniyorum
kabuk bağlamış bir aklın hükmünde
başka türlüyü konuşmak için
acar köpeklerin ulumasını
ani bir kulak çınlaması ile
sineye çekmek zorunda kaldım
oysa kırılmıştı bacaklarım
vurulmanın zamanıdır şimdi
iç. “şeyleri unutma seansı”, bireylikler, sayı:46., eylül-ekim, 2012
