o yaza benzeyen akşamları aşkın, o yaz ne kadar unutulmuştum ben,
şimdi bir tamirci çırağının bildiği tek şiir olan behçet necatigil’den
“eski sevgili”, kullandığı tek ayna olan arka cepteki sırrı dökük ayna
yaşadığı tek aşk olan mahallenin yalnız pencereleri uçmuş perdeleri
ben o zaman bir sevgilim olsun isterdim güldüğünde güldüğüm
“ben yarime düşkünüm yarimde bana düşkün” diye bir şarkı trt radyoları
bir zamanlar herkesin dinlediği hüzünlü kadınlar
“eski yunan divanı”nı yazıyordum askerdeydim çamaşır yıkamışız
ıslatmış beni çocuklar, don paça ıslak
bir keman mıydı o yaz beşiktaş iskelesi vapur dumanları
bir keman mıydı, ben susan sadece benimle çözülen
benimle yaşayan bir sevgilim olsun isterdim,oldu
o yaz meyhanelerde adamlar çok ağlardı. balıkçıların sigaradandı
parmakları ve her liseli kız bir kilise taşırdı yüzünde, bütün papazlar aşık
o yaz ben nasıl yıkık bir kervansaray nasıl bir çay bardağı o yaz nasıl
ben bir çıkmaz sokak, bir sevgilim vardı evet hayatım gibi,
kireç beyaz yüzüm fotoğraflarım pikaplarım kitaplarım benim
o yaz sanki ben yeni çıkmıştım hapisten oktay rifat gibiydim “dilsiz ve çıplak”
kocaman bir yazdi o yaz.
o yaz aşkın nihavent sesleri ben ne çok ağladım ay!
ben ne çok sevdim ay!
ay duysana beni ne çabuk geçer diyordu manisalı fethi senin için
günler daha zor geçer diyordu, elinde kehribarı diğerinde papiği¨
o yaz geceleri yüzümde binlerce kırık tel
ne kadar çok ısıttın soğuk kemiklerimi
denizi ne çok ıslattın ay!
ay
sevgilimin yüzüsün sen
o yaz ne kadar çok doldun
dolundun dokundun bana
ayyyy!