a.rüzgâr
Sudur aynan; rüzgâr dinmez.
Zaman dinmez, Narkisos.
Sûretin sana ihanet eder.
Sûretin sana ihanet eder.
Rüzgâr dinmez; biz yüzümüz değiliz.
Su dalgalanıyor; biz yüzümüz değiliz.
Sûretin (dağılırken gümüş sulara)
ruhuna da öykünüyor Narkisos.
Ruhun senin içinde değil,
sen ruhunun içindesin, Narkisos.
Seni anlamadı kendi efsanen bile
ruhunu zamandan kaçıramazdın.
Sen beni sevemezdin, Narkisos.
Sûretine ihanet edemezdin.
Ruhun dalgalanıyor. Sudaki ölüm korkusunun
yüzüne hızla sürdüğü makyaj:
Sûret sana aynı aşkla bakmıyor!
Sûret sana aynı aşkla bakmıyor!
Narkisos! (…) Su dalgalanıyor.
Yüzün başkalaşıyor.
b. yankı
Superisi değilim ben, yankıyım.
Superisi bir gümüş gölün soluğanıdır.
Bir dalgalanmadır. Boşver.
Gümüş göl de senin dalgalı
ruhuna âşık olmuşmuş, yalan.
Göl de superisi de ben de
başkalaşmak telâşının yanılsamalarıyız.
Aynadaki sen değildin,
Aynadaki sen değildin!
Seni anlamadık biz. Başkalaşman
efsaneyi bitirdi. Tragedya sürüyor.
Bu bir aşk üçgeni Narkisos;
ben de seni sudaki hayâlinle
ulaşılmazlığınla aldattım. Ama boşver,
sen efsanenin içindesin, su dalgalanıyor.
Yankıyım ben, susma, ama
sana tutkum suskunluğunla değil
kendi ruhuna ulaşamamaklığınla büyür
kendi ruhunla konuşamamaklığınla!
Bu bir aşk üçgeni Narkisos.
c. nergis
Yankıyım ben susma konuş.
Ben’le değil, sûretinle!
Onu çok özledim, Narkisos.
Seni değil, onu sevdim ben.
Seni senin sûretinle aldattım.
Su dalgalandıkça,
ruhun başkalaştıkça.
Sen bana muzip aynalarda
başkalaşan bir tebessüm bıraktın:
(sudaki ölüm korkusunun
yüzüme hızla sürdüğü makyaj!)
Zamanın soluğanı gümüş gölü dalga dalga
karartıyor Narkisos.
————————– l996, Çengelköy
————————– iç. Soluğan
