“çünkü gideceğim bir yer yok”
içimdeki esmerliğin ömrünü uzatmaktan başka
eczasını aradım durdum konuşma(ma)nın
yıllarca saçlarımın rengini sakladım
göz bebeklerimin taşıdığı incelikleri
gövdemse bir çekingenliktir benim dilim
kalbimin yolculuklarını erteledim
hangi şehre gittimse unuttum
hangi kapıya çaldımsa
yolumu değiştirdim
kıstırılmış bir odanın tarihiyim
ne de olsa onun ömrüyüm dostlar
sarhoşluğuyum pencereleri aralayan gecelerin
buğulanan camların arkasıyım
yağmurların dinmişliği
duldasıyım erken yağan karın
bir anla(t)mayacaksak susalım
yoksa niye ifade eder bir insanın kendini saklaması
yanıtlıyorum
yolculuk değil gurbettir kendine
“çünkü gideceğim bir yer yok”
ölüm ya da yeni bir adresten başka
——————– iç. “baştan sona susmak”, 1996