Johanson bu nedir: bana neden soruyorsun yüzümü?
Jay jay buna ne denir: bana neden ellerimi veriyor kiraz ağaçları
O kiraz ağaçlarının dallarında büyümedim ben
O kırmızı ve tatlı yemişlerinde büyümedim ben
Ben onları doğanın her köşesinde dursun diye
Suladım.
Baktım dünyanın her köşesinden
gökyüzü yeşertecek karanfilleri
baktım jay jay ayna benim, ayna sesim
karanfiller ise yansıması gökyüzünün
bıraktım kiraz ağaçlarını
Yabanlıkların, hüzünlerin engin suyuna.
Hayır bu bilmek değil, bu ağlamak değil devlet kapısında
Ne koltuğumun altında bir cumhuriyet ne zakkum ne leylak
Dört yüz yabancı, dört yüz kuşanmış asker, dört yüz hain bakış
Kurtardım seni onlardan, öyle bıraktım kiraz ağacını
Utancın krallık olduğu bir yerdeydim,
elimi açtım elimde dört yüz papatya jay jay
hepsini sana adadım, öyle bıraktım kiraz ağacını.
Kimsenin bilmediği bir yamaçta üzgündüm ve aklım mavi akıyordu
trenler gelip trenler gitti, oyunlar kuruldu, perdeler açıldı
gökyüzünü oynayan adamı getirdiler, giyotinleri getirdiler
gökyüzünü bir çırpıda dünyadan ayırdılar bir çırpıda alkışlar
durun alkışlamayın desem trenler biçecekti dilimi
durun n’olur alkışlamayın sevgilimi alıp götürdüler.
Dilim biçildi suskunluktan, konuşur oldum
öyle bıraktım o kiraz ağacını
soğuyan bir yüz oldum seni görmeyeli
yelpazemi yitirdim alevden sözcükler ortasında
seni orada toprağa nişanladılar
artık ölüme nefretle bakmak hakkımdır
artık necef çölünde serap, ellerinin orada
yüzünün orada öyle bıraktım o kiraz ağacını.
Dünyanın ve kötülüklerin kralı benim!
