Araftan düşsün diye ellerimize yakuttan bir seçim
Müziksiz konuşabiliriz, yan dönerek bakabiliriz kendimize
Aynadan bir öfke aldığımızda şaşkın kalbimize- odamıza
Çıkmaz sokaklar bir esrarın perde aralığıdır diyecek memleket
Ortalarda dönüp dolaşan masallardan kopardığı çığlıklarla
Tam o vakitte yüzün suyun hürmetine, alaşağı edilmiş
Dinleyebilirim uğultusunu vakur çiçeklerin
Neler anlatılmış bir çırpıda seçerim kitaplardan
Hangi surette üzgünlüğe üç adım
Hangi çığlıkta kendini ateşe vermiş Mevlana,
Şems ki artık yalpalanarak dinlenir bakırdan bir yatakta
Ve artık çözerim bu denklemi
Hangi yaprak nerede çığlıktan kanaviçe
Bu bizim çeyizimiz güzelim
Bu ilk denemeler hayata koskoca cürüm
Biliyorum vazgeçersen yukarıya bakmaktan, bir tufandır kopacak
Boynumda bugünün yara izi kalacak morluktan
Ey alametler şehri diyeceğim bak bu çok kesin
Son şarkı söylenir durur koynumda, koynum ki araf
Müziksiz olabilirsin, çıkartabilirsin bu ateşten kalbimi üzerinden
Bu sessizliğin bana açılan kapılarından
Bir gölge getirir hayat,
Bu bizim çeyizimiz güzelim, durduğumuz bu nokta
Dur ilerlemeyelim yine bakalım uzaktan
Çünkü tam köşeyi dönerken olan olur
Tam o anda, buz gibi çatttttt
Yüzümüze çarpar ölüm
O halde neden gitmeye yelteniyorsun hala
Dümdüz kalabilecekken neden bu odayı karanlığa sürüyorsun
Ve neden çarmıhtan bekliyoruz sevgiliyi, gelsin gelecekse
Cennetten meyveleri ölümün, kan akmasın bırak
Boşluğa düşen bunca yükün, bunca
İşte bunca… Kader diyorum bizi ayıran çizgiye
Ve sen ey kötülüğün elçisi ve sen İsa’yı delirten ırmak
Asi rüzgâra gebeysen bu benim suçum değil
Çizeceksen şimdi çiz yüzümü, kanatacaksan şimdi
Morluklar bırak boynuma, hakikatler bırak
Kendiyle çelişen bir öpüşü sevebiliriz
çünkü günah sevdiğimizdir bizim
O halde neden yürüyor durmadan dervişler cefalara
Çattt
Yüzümüze çarpacaksa ölüm.
Mehdisi biziz biz olanın
çarmıhı günaha gerilmiş reçetelerden fırlayan
Çıldırmanın ondokuzuncu kavisinden usulca kayarak
İlme ermişsek nasıl?
Kayıyoruz, ayaklar ayaklar ayaklar
Bundandır bizi deviriyor yürümek
Ve görünmüyor hiçbir şeyin enginliğinde
Ufalan nokta, ufalan bakmak
Dinmenin yokluğu yanaşıyor elim fırtınalara
Köşeyi döndüm, toprağı döndüm, eti döndüm
Ey sevimli yeraltım, ey çığlık çığlığa koşan demir
En uzak kıyılardan, en yakın surlarıma değin
Kucakla beni…
O halde, mehdisi sensen sen olanın
O halde çelikten muskadan müminlikten
Kurtaracak sensin bu bağrı yanık çiçeği
Bu uğultuları tümden dindirecek sen
Eriyen mumların hatırına ve geri çekilmiş Musa hatırına
Bir çift gözyaşı kucaklamıştı beni, tam köşeyi dönerken
her şey bu kadar yalın
Aşk bu kadar, rüzgar bu kadar
Ve tatlandırılmış bir dilim hayat…
Ben bir şairdim, ihramdan sıyrılmayı beceremedim
Bir Yahudi gibi şehvetle bakamadım sana ve atlarıma
Korkak bir Kafka eklediğim yüzümde böcekler dolaşır
Kıvrımlarında gezinirdi karanlığın
Ve tam köşeyi dönerken-
Çaaaatttttttt
Yüzüme çarptı ölüm
Ey Şems
Başını kaybettiğim bir fiilin sonuyum artık…