Home anthologie des poètes vivants || yaşayan şâirler antolojisi || living poets anthology erincik, mehmet şah [1979] the underground

the underground

9
0

Araftan düşsün diye ellerimize yakuttan bir seçim

Müziksiz konuşabiliriz, yan dönerek bakabiliriz kendimize

Aynadan bir öfke aldığımızda şaşkın kalbimize- odamıza

Çıkmaz sokaklar bir esrarın perde aralığıdır diyecek memleket

Ortalarda dönüp dolaşan masallardan kopardığı çığlıklarla

Tam o vakitte yüzün suyun hürmetine, alaşağı edilmiş

Dinleyebilirim uğultusunu vakur çiçeklerin

Neler anlatılmış bir çırpıda seçerim kitaplardan

Hangi surette üzgünlüğe üç adım

Hangi çığlıkta kendini ateşe vermiş Mevlana,

Şems ki artık yalpalanarak dinlenir bakırdan bir yatakta

Ve artık çözerim bu denklemi

Hangi yaprak nerede çığlıktan kanaviçe

Bu bizim çeyizimiz güzelim

Bu ilk denemeler hayata koskoca cürüm

Biliyorum vazgeçersen yukarıya bakmaktan, bir tufandır kopacak

Boynumda bugünün yara izi kalacak morluktan

Ey alametler şehri diyeceğim bak bu çok kesin

Son şarkı söylenir durur koynumda, koynum ki araf

Müziksiz olabilirsin, çıkartabilirsin bu ateşten kalbimi üzerinden

Bu sessizliğin bana açılan kapılarından

Bir gölge getirir hayat,

Bu bizim çeyizimiz güzelim, durduğumuz bu nokta

Dur ilerlemeyelim yine bakalım uzaktan

Çünkü tam köşeyi dönerken olan olur

Tam o anda, buz gibi çatttttt

Yüzümüze çarpar ölüm

 

O halde neden gitmeye yelteniyorsun hala

Dümdüz kalabilecekken neden bu odayı karanlığa sürüyorsun

Ve neden çarmıhtan bekliyoruz sevgiliyi, gelsin gelecekse

Cennetten meyveleri ölümün, kan akmasın bırak

Boşluğa düşen bunca yükün, bunca

İşte bunca… Kader diyorum bizi ayıran çizgiye

Ve sen ey kötülüğün elçisi ve sen İsa’yı delirten ırmak

Asi rüzgâra gebeysen bu benim suçum değil

Çizeceksen şimdi çiz yüzümü, kanatacaksan şimdi

Morluklar bırak boynuma, hakikatler bırak

Kendiyle çelişen bir öpüşü sevebiliriz

çünkü günah sevdiğimizdir bizim

O halde neden yürüyor durmadan dervişler cefalara

Çattt

Yüzümüze çarpacaksa ölüm.

 

Mehdisi biziz biz olanın

çarmıhı günaha gerilmiş reçetelerden fırlayan

Çıldırmanın ondokuzuncu kavisinden usulca kayarak

İlme ermişsek nasıl?

Kayıyoruz, ayaklar ayaklar ayaklar

Bundandır bizi deviriyor yürümek

Ve görünmüyor hiçbir şeyin enginliğinde

Ufalan nokta, ufalan bakmak

Dinmenin yokluğu yanaşıyor elim fırtınalara

Köşeyi döndüm, toprağı döndüm, eti döndüm

Ey sevimli yeraltım, ey çığlık çığlığa koşan demir

En uzak kıyılardan, en yakın surlarıma değin

Kucakla beni…

O halde, mehdisi sensen sen olanın

O halde çelikten muskadan müminlikten

Kurtaracak sensin bu bağrı yanık çiçeği

Bu uğultuları tümden dindirecek sen

Eriyen mumların hatırına ve geri çekilmiş Musa hatırına

Bir çift gözyaşı kucaklamıştı beni, tam köşeyi dönerken

her şey bu kadar yalın

Aşk bu kadar, rüzgar bu kadar

Ve tatlandırılmış bir dilim hayat…

Ben bir şairdim, ihramdan sıyrılmayı beceremedim

Bir Yahudi gibi şehvetle bakamadım sana ve atlarıma

Korkak bir Kafka eklediğim yüzümde böcekler dolaşır

Kıvrımlarında gezinirdi karanlığın

Ve tam köşeyi dönerken-

Çaaaatttttttt

Yüzüme çarptı ölüm

Ey Şems

Başını kaybettiğim bir fiilin sonuyum artık…